Güvenli Dijiveyn
UYG. ÖYKÜ ATÖLYESİ
Dijital Genç Olmak
Çocuklarda Özsaygının
ÇOCUK AKADEMİSİ
MEDYA OKURYAZARLIĞI
YAZARLIK MEKTEBİ
ŞAİR OKUMALARI
OKUMA KULÜBÜ
ÖYKÜ ATÖLYESİ
Senaryo Okuryazarlığı
Editörlük Eğitimi
Fikir Akademisi - 1
Fikir Akademisi - 2
Medeniyet Akademisi
Konuşacaklarımız Var 1
Konuşacaklarımız Var 2
Modern Şiir Eğitimi
Safahat Okumaları
Senaryo Atölyesi
Edebiyat Konferansları
Sinema Kulübü
ÇOCUK EDEBİYATI EĞİTİM
Güvenli Dijiveyn
UYG. ÖYKÜ ATÖLYESİ
Dijital Genç Olmak
Çocuklarda Özsaygının
ÇOCUK AKADEMİSİ
MEDYA OKURYAZARLIĞI
YAZARLIK MEKTEBİ
ŞAİR OKUMALARI
OKUMA KULÜBÜ
ÖYKÜ ATÖLYESİ
Senaryo Okuryazarlığı
Editörlük Eğitimi
Fikir Akademisi - 1
Fikir Akademisi - 2
Medeniyet Akademisi
Konuşacaklarımız Var 1
Konuşacaklarımız Var 2
Modern Şiir Eğitimi
Safahat Okumaları
Senaryo Atölyesi
Edebiyat Konferansları
Sinema Kulübü
ÇOCUK EDEBİYATI EĞİTİM
İnsanın hayatına hiç beklenmedik bir anda yeni alışkanlıklar, fikirler ve mücadeleler girmektedir. Bazen bilerek bazen de bilmeden bir anda kendinizi bu farklı durumların içinde bulabiliyorsunuz. Sahip olduğunuz, değer ve önem verdiğiniz her ne varsa onlar hayatınıza sirayet edebiliyor.
Okulda dersini gördüğünüz hoca, mahalle bakkalınız, yakın kapı komşularınız, akrabalarınız, müzik listenizdeki sanatçılar, bölümlerini kaçırmadığınız dizi oyuncuları, İnstagram veya Twitter takipçileriniz, severek okuduğunuz kitabın yazarı sizi değiştirir. Ve bu değişim bazen kalıcı olabiliyor ki işte iplerin koptuğu nokta tam olarak orasıdır. Bir başkası tarafından yönlendirilmek denen durum; ah ne acı! Bizi yönlendiren, nasihat veren, yol gösteren ve yolun sonunda yine tek başımıza kaldığımız o malum değişim ve sirayet silsilesi.
Bir film düşünün ya da bir fikir hatta bir duygu bile olabilir. Ki sirayet dediğimiz şey yukarıda da dile getirdiğimiz gibi hayatın her alanındadır. Yürürken, dinlerken, izlerken, uyurken ve dinlenirken. Her yerde ve her zamanda bizi etkisi altına alan bir durum; sirayet…
Tabi etki–tepki noktasında sirayetin hayatımızdaki yansımaları ve evreleri var.
Birincisi: Önce o faktöre, sosyal çevreden aldığınız bilgi ve yaşantılarla ön yargılı davranırsınız. Keskin bir duruş ile karşı çıkar, onunla savaşırsınız. Hatta harmanladığınız bilgiler ve yaşantılar sonucunda kendi düşüncenizin doğru olduğuna kanaat getirir, herkes tarafından da bilinmesini istersiniz. İlk evre için yargı diyebiliriz. Bu konu ile ilgili kafa yorar ve çevrenizde bu tarzda içerik veyahut bilgi ile karşılaşırsınız. Bilgiler tazedir ve herhangi bir fikir süzgecinden geçmemiştir.
İkincisi: İlk başta olumsuz olan bu yargı, artık yerini araştırma diyebileceğimiz merak konumuna yükseltir. Artık onunla ilgili farklı içerikler bulmaya çalışır ve araştırmaya başlarsınız. Bir yerden sonra eldeki içeriklerin yetersiz kaldığını düşünür, toplumda veya o konu ile ilgili filmlerde, videolarda, yazılarda onu bulmak istersiniz. Bu evreye merak diyebiliriz. Çünkü artık elde olan yargı ile ilgili gerçekleri bulmaya çalışırsınız.
Üçüncüsü: Daha önce sahip olduğunuz yargı ile araştırmaları bir kefeye koyar ve onu tanımlamaya çalışırsınız. Kafanızdaki olumlu ya da olumsuzluklar yerini muhasebeye bırakır. O konuyu tartar, biçer, vicdan ile yaklaşır ve kurduğunuz terazideki kefenin yerini ayarlamaya çalışırsınız. Bu evre için denge diyebiliriz. Çünkü konuya olumsuz davrandığınızı ve bir de olumlu tarafından bakılması gerektiğini düşünürsünüz.
Dördüncüsü: Artık karar verme vaktinin geldiğini düşünüp konunun adil yargılanarak çözüme kavuşmasını istersiniz. Bu konuda yine çevrenizde yaşayanların düşüncelerinden, sosyal medya platformlarında söylenenlerden, gazetelerde yazılanlardan ve çekilmiş dizi/filmlerden etkilenirsiniz. Tüm bu evrelerden geçtikten sonra karşımıza iki farklı sonuç çıkıyor:
Konunun Olumsuz Olduğu: Başta ön yargı ile çıktığınız bu yolda araştırmalar yaptınız, ölçüp biçtiniz, gerekli ilgi ve hassasiyeti gösterdiniz, meraklarınızı giderdiniz ve dengede tutmaya çalıştınız ama halen konunun gerçekten de olumsuz olduğunu düşündünüz ve savaşmaya devam etmeniz gerektiği kanısına vardınız. Sonuç olarak hayatınıza giren bu konu her ne kadar sizi ilgilendirmişse bile sirayet edemediği anlaşılır.
Konunun Olumlu Olduğu: Başta ön yargı ile yaklaştığınız konu, merak ile ilginizi çekti, hayatınızda içerikler ile yer edindi, konu ile ilgili araştırma yapmanızı sağladı ve kalbinizi duruma ısındırmaya çalışarak kendi safınıza çekti ve hayırlı olsun, artık o konu için yeni bir ortak fikir arkadaşısınız! Ve evet, sirayet etti.
Tabi sirayet sadece olumsuz ve kötü bir durum değildir. Olumlu yönleri de vardır. Yeni bilgiler edindirir, tecrübe ettirir ve yaşamdaki ilerleyişinize katkılar sunar. Sizi bilinçlendirir, farkına varılması gereken durum ve olaylar karşısında kolaylıklar sağlar. Sahip olduğunuz kültürel değerlere sımsıkı sarılmanız ve inançlarınız konusunda önderlik eder. Yeni kapılar açılmasına vesile olabilir, yeni bir fikir ile insanlığa yararınız dokunabilir ve tecrübelerinizle bu soruna sahip olan kişilere yardımcı olabilirsiniz.
Sirayet, vesvese ile birbirine benzemektedir. Çünkü vesvese de kafanızda yeni şimşekler çakmasına, yeni bir şey ile ilgilenmenize ve onun üstünde kafa yormanıza neden olur. Yoğun vesvese, insanı hem fiziki hem de manevi hasta ettiği gibi ağır sirayet durumu da bazen sahip olduğunuz her şeyi inkar etmenize sebep olabilir. Ki bu da aylarca, belki de yıllarca biriktirmiş olduğunuz değerlerin göz ardı edilmesine ve raftan kaldırılmasına neden olabilir.
Hayatımıza baktığımızda, kimi zaman sosyal medyada paylaşılan bir video ve görsel, kimi zaman yolda yürürken karşınıza çıkan bir afiş ve kimi zaman da gönül bağlılığı ile ortak çalıştığınız herhangi bir kurumun yöneticisini sirayet adı altında bulabiliyoruz. Özellikle son zamanlarda çıkan bazı film/dizilerin bu konuya hizmet ettiğini söyleyebiliyoruz. Gönül Dağı dizisiyle başlayan mucitlik ve hemen ardından TEKNOFEST başvuru sayılarındaki artış; devletin istihbarat memuru bulma sıkıntısı yaşadığı bir dönemde Kurtlar Vadisi dizisinin yayınlanması ve başvuru sayılarındaki artış; Mısırlı futbolcu Muhammed Salah’ın Liverpool taraftarı üzerindeki etkisi ve İslam’a olan ilgi; Pearl Harbor filmi ile Amerika’nın kendini aklamaya çalışması; Rusya-Ukrayna savaşında üçüncü taraf ülkelerin futbolcu ve takımlarının, gündem hakkında konuşarak ve sloganlar atarak dikkatleri çekmek ve destekte bulunarak savaş karşıtlığını dile getirmeleri buna örnek olarak gösterilebilir.
Biraz özele doğru geldiğimizde; öğretmenimizin herhangi bir paylaşımı, ona verdiğimiz önemden dolayı direkt olarak bizi etkiliyor ve ilgimizi çekmeye başlıyor. Eğer öğretmenimiz iyi bir davranışta bulunuyorsa öğrencilere faydası oluyor ama kötü bir davranışı olduğu takdirde öğrenciyi ve beraberinde sonraki nesli de etkilemiş oluyor.
Tüm bu konulara göz atıp düşündüğümüzde, sirayetin toplum içindeki konumu kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle kişi, herhangi bir sirayet durumunda yukarıda bahsettiğimiz bu evreleri akl-ı selim bir şekilde doğru yerde olmak ve doğru kararı vermek için çaba göstermek konusunda ehemmiyet göstermelidir. Pişmanlıklardan, eyvahlardan, keşkelerden önce kendi bilgi ve fikir birikimini sağlamlaştırmalıdır. İzlemeden, dinlemeden, katılmadan ve içinde bulunmadan önce iyi bir araştırma yapmalı, sağlam kaynaklardan dersler almalı ve bazen nasihatlere kulak vermelidir.
İnsanın bu sirayet alış-veriş ilişkisinde temel gaye başkalarına güzel şeylerle sirayet etmek, onlara doğruyu, iyiyi ve güzeli hissettirmek olsun. Şüphesiz herkesin hayatı birbirinden değerlidir. Bizim de amacımız, bu değerleri emanet olarak alıp gerek insanlar arası gerekse de toplumlar arası barışın, sevginin, merhametin ve beraberliğin öncüsü olacak sirayetlere kapılar açmak olsun. Şimdiye dek üstünde yeterince duramadığımız bu sirayet durumunu bundan sonraki yaşamımızda doğru kullanmak ümidiyle.
Özelde İslam coğrafyamıza; genelde tüm dünyaya iyi sirayetler dilerim.
