Güvenli Dijiveyn
UYG. ÖYKÜ ATÖLYESİ
Dijital Genç Olmak
Çocuklarda Özsaygının
ÇOCUK AKADEMİSİ
MEDYA OKURYAZARLIĞI
YAZARLIK MEKTEBİ
ŞAİR OKUMALARI
OKUMA KULÜBÜ
ÖYKÜ ATÖLYESİ
Senaryo Okuryazarlığı
Editörlük Eğitimi
Fikir Akademisi - 1
Fikir Akademisi - 2
Medeniyet Akademisi
Konuşacaklarımız Var 1
Konuşacaklarımız Var 2
Modern Şiir Eğitimi
Safahat Okumaları
Senaryo Atölyesi
Edebiyat Konferansları
Sinema Kulübü
ÇOCUK EDEBİYATI EĞİTİM
Güvenli Dijiveyn
UYG. ÖYKÜ ATÖLYESİ
Dijital Genç Olmak
Çocuklarda Özsaygının
ÇOCUK AKADEMİSİ
MEDYA OKURYAZARLIĞI
YAZARLIK MEKTEBİ
ŞAİR OKUMALARI
OKUMA KULÜBÜ
ÖYKÜ ATÖLYESİ
Senaryo Okuryazarlığı
Editörlük Eğitimi
Fikir Akademisi - 1
Fikir Akademisi - 2
Medeniyet Akademisi
Konuşacaklarımız Var 1
Konuşacaklarımız Var 2
Modern Şiir Eğitimi
Safahat Okumaları
Senaryo Atölyesi
Edebiyat Konferansları
Sinema Kulübü
ÇOCUK EDEBİYATI EĞİTİM
Yaşarken sadece yaş mı alırız? Yaş alarak güllük gülistanlık yaşar gideriz, öyle mi? Yaşam; kırgınlık, acı, yara bere hediye etmez mi hiç insana? Elbette kırılır dökülürüz ama devam ederiz. Zaten en önemlisi de bu değil mi? Hasar almak ve zarar görmek bir arabaya, eve ve herhangi bir eşyaya mahsus bir özellik değildir. Arabanın hasar raporu, evin hasar durumunu ortaya koyan belge var. Peki, insanın aldığı yarayı bereyi ortaya koyan belge nedir? Yüzündeki çizgiler olabilir mi?
Yazar, Özlem Metin’in ikinci öykü kitabı “Hasar Raporu” ismiyle okuyucunun karşısında. “Hasar Raporu” içinde barındırdığı öykülerle, ismiyle müsemma olmayı fazlasıyla başarıyor. İncinmiş ve şaşırmış kişileriyle, yaşamın insanda bıraktığı izleri gün yüzüne çıkarıyor. İncinmeyi, şaşırmayı ve daha nice izi anlatırken mizahı da elden bırakmıyor. Âdeta okuyucuya, yaşam zaten yoruyor bir de öykülerim yormasın ve en azından okurken biraz nefeslen diyerek sesleniyor. Mizah bazen yerini trajikomiklere bırakıyor ve okuyucunun yüzünde tebessüme sebep olmayı başarıyor.
Yaşamın bazı yazılı olmayan kuralları vardır, bizler bu kuralları kanıksamış durumdayız. Eşini kaybeden İfâkat Hanım’ın büyük değişimi önce öykü kişilerini daha sonra da okuyucuyu şaşırmıştır. Pek de haksız sayılmayız herhalde.
“Hacı anneyi de dedeyle birlikte gömdük, kimi göstereceğiz, diye fısıldadığım için çimdiği yedim.” (20)
Gömmek, kaybetmek anlamına geldiği için büyük değişimin en büyük kanıtıdır. Mizahın yer aldığı öykü sınıflandırmasına sadece bu öykü değil, kitaptaki diğer öykülerde bu sınıflandırmaya dâhil olabilir. Kim birileri tarafından kaçırılmak ister? Böyle anlamsız bir soruyu neden sorduğumu merak ediyorsunuz elbette değil mi? Hatta kaçırıldıktan sonra kendisi için istenen para miktarını artırdığını söylesem ne dersiniz? Kamera şakasının içinde değilsiniz, öykü okuyorsunuz.
“Börklüce köylüleri tarafından alıkonulunca böyle oluyordu işte. Kader yüze gülse de Ocean’s 11 ekibi kaçışa şaşardım zaten.” (78)
Kaçıranları beğenmiyor ve keşke beni bunlar kaçırsa cümleleri mi sarf ediyor? Korkudan demeyin, sağlam kanıtlarım var.
“70.000 dolar vermezsen şurdan şuraya gelmem Hakkı, deyiverdim.” (83)
Ne fazla para mı istedi? Öykülerin hepsi mizah ile çepeçevre çevrelenmiş durumda. Şunu da es geçmemek lazım; mizah, trajikomik, tebessüm var ama öykülerin gerçeğin büsbütün olduğunu söylememiz mümkün değil. Gerçeklik, mizah ile saklambaç oynuyor. Mizah, gerçeği bulunca öykü bambaşka bir anlam yumağına dönüşüveriyor.
Bırakma Kendini İfâkat ve Babaannemin Hevesleri isimli öyküler; okuyucuya benzer gibi gelebilir ama olayın içyüzünün öyle olmadığı, öyküleri okuyunca anlaşılacak ve verilecek mesaj ancak bu kadar etkileyici verebilirdi düşüncesi gelecek aklımıza.
“Muhabbet arardı rahmetli, hep insan olsun isterdi etrafında. Çarşıda bütün esnaf sever onu. Sizi çok beklerdi.” (75)
Söyleyenlere bakarak önyargıya kapılmak ve durumun içyüzünü öğrenmek hiç bu kadar etkileyici olmamıştı.
Yaşamın insanda birçok izler bıraktığından bahsetmiştim. Yaşananların yansıması elbette hayata sirayet eder.
“Son derece kritik bir alettir, bir evde bir makas yoksa oradan hayır gelmez bana göre; eksiktir, kemale ermemiştir, daha kırk fırın ekmek yemesi gerekiyordur doğru dürüst ev olması için.” (89)
Bir eşya, sizce insan hayatında neden bu kadar önemli bir konuma yerleştirilmiştir ki? Yaşamın yaşanan sayfaları arasında bu durumu etkileyen nasıl bir durum yaşadı bilinmez ama makasa verilen değer insana tebessüm ettiriyor, makas yerinde bulunamayınca verilen tepkiler veya sözler mizahın dozunu artırıyor, yer yer de trajikomik bir duruma doğru yol alıyor.
Keskin olmayan bıçak peki? Evde kesme işlevini tam manasıyla yerine getiremeyen bıçak panik havası oluşturur mu? Bıçak Yarası isimli öyküde oluşturuyor, öykünün başlığının bambaşka bir sebebi olduğunu da ekleyelim. Çok fikir verelim, öykülerin büyüsünü ve heyecanını bozmadan okuyucuya bırakalım.
Bu eserin en belirgin özelliği mizahtır. Okuyucuya; öykülerimi okurken biraz nefeslen, tebessüm yüzünü evi zannetsin, öykülerimi okurken üzülmek yok ama mizah var, unutma diyerek sesleniyor ve ekliyor öykülerde, mizah olduğu için sakın gerçeklik yok zannetme. Öyküler, mizahın dozuna bağlı olarak şaşkınlıkla da beraber yürüyor.
