750.00 ₺ ve Üzeri Alışverişlerinizde Kargo Bedava!
Sessiz Sitem
Buradasınız: Anasayfa / Günce
19 Temmuz 2023, Çarşamba
SESSİZ SİTEM
SESSİZ SİTEM

Değişime direnmek mi yoksa sorgusuz sualsiz değişimi kabul etmek mi sorusunu soran Rasim Özdenören, “Gül Yetiştiren Adam” adlı eseriyle değişimi mercek altına alıyor. İki farklı kahraman çevresinde gelişen olay veya durumlar üzerinden okuyucuya bir değişim hikayesi anlatıyor.

“Gül Yetiştiren Adam” sessiz bir protestonun adıdır. Rasim Özdenören sitemi ve kırgınlığı sessiz protestoya dönüşen bir kahramanın, Gül Yetiştiren Adam'ın hikayesini kaleme alırken elbette gül yetiştirme detayını boşuna seçmemiş ve bunu eserinin başlığına taşımamıştır.  

"Ne yapıyor? Çiçek yetiştiriyor. Kendisininkinden daha iri, daha kırmızı, daha beyaz ve daha kokulu güller yetiştiren kimse yoktur."

Kahramanımız, güzel kokuyu sevmenin sünnet olduğunu bildiği için, güzel kokulu iri güller yetiştiriyor, Yemen'den gül tohumları sipariş ediyor. Değişime karşı olan tepkisini gül yetiştirerek ve evden dışarıya çıkmayarak gösteriyor. Tam tamına elli yıl, bir ömrün yarısını, evde geçirerek duruşunu sergiliyor. Ta ki evden çıkması gerektiğini fark edene kadar… Evden çıkınca bir parçası olmamayı seçtiği değişimle yüzleşmesi ise yıllar süren pasif direnişini sorgulamasına sebep oluyor.

Eser tüm boyutlarıyla değişim anlatıyor. Toplumun ve mekânın farklılaşması da satır aralarına saklanıyor. Sitare karakterinin benimsediği yaşam biçimi ile Gül Yetiştiren Adam’ın korumaya çalıştığı değerler arasındaki farklarda görüyoruz bu zıtlığı. Mevsime göre mekân değiştiren insanların tek bir otel içinde tüm ihtiyaçlarını gidermeye başlaması gibi:

“Her otel ayrı bir kenttir burada.  Yıllarca hiç dışarıya çıkma ihtiyacını hissetmeden yaşayabilirsiniz.”

Ancak yazar, değişimi benimseyerek tek mekâna sığmaya çalışan insanların tabiatın düzenine boyun eğmek zorunda olduğunu daha doğrusu isteseler de değişimin parçası yapamayacakları unsurlar olduğunu da gösteriyor:

"Fakat hiçbir değişiklik, şehrin tabiatına müdahale edemedi. Poyraza meselâ. Yazın bağlara çıkmaya meselâ. Bağlara çıkıp kışlık şıraların yapılmasına. Fırınlara rağmen yufka ekmeklere. Şapkacıya rağmen şalvar giyilmesine. Kiremit çatılara rağmen toprak damlarda tarhana kurutulmasına."

Yıllar sonra dışarı çıkma kararı alan Gül Yetiştiren Adam’ın değişimle yüzleşmesini merakla bekliyor okuyucu. Ve yüzleşmesi yıllar süren sakin hayatının aksine hiç sakin geçmiyor:

"Hiçbir şeyi tanımıyordu. Bütünüyle yabancısı olduğu bir şehirde olduğunu üzüntüyle kabul etti… Onu asıl şaşırtan, ayakkabılarını bıraktıkları rafta bir fötr şapka görmesi olmuştu.”

Sitare’nin değişim hikayesi ise Gül Yetiştiren Adam’ın aksine bir uyum hikayesi gibi anlatılıyor ve yeni hayat düzenini hiç sorgulamadan kabul eden bir insanı resmediyor okuyucuya. Yalnızlığını kalabalık arkadaş grubu içinde göstermelik cömertlikle maskelemeye çalışan Sitare, yeni çağın sağladığı olanaklarla haz peşinde koşan insanların vadedilmiş mutlu sona ulaşıp ulaşamayacağını sorgulamaya yönlendiriyor.

Değişime verdikleri tepki farklı olan iki karakter üzerinden ilerleyen eserde, bir yandan değerlerine sahip çıkmak uğruna toplumdan uzaklaşmayı seçen Gül Yetiştiren Adam’ı diğer yandan değişimi sorgusuz sualsiz kabul ederek tüm değerlerinden arındırılmış Sitare’yi tanıyoruz. İki karakterin de nihayetinde geldikleri nokta okuyucuyu sorgulaması gereken durumlarla yüzleşmeye davet ediyor.

                                                                                                                                                                     Nazlı ÇİFTCİ

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın
G-ME97KGL0CN