750.00 ₺ ve Üzeri Alışverişlerinizde Kargo Bedava!
Hasret Penceresi - Şeyda Köksal
Buradasınız: Anasayfa / Günce
4 Aralık 2024, Çarşamba
HASRET PENCERESİ - ŞEYDA KÖKSAL
HASRET PENCERESİ - ŞEYDA KÖKSAL

 

Çocukluğum bu pencerede geçti benim. Gençliğim sonrasında. Bir hasretpenceresiydi; gizemli fakat bir türlü çözümleyemediğim geleceğe baktığım.

Sırtını sert rüzgârlı Çamlıca tepesine vermiş, eteklerini Beylerbeyi’nin dik yokuşlarınasermiş, boğaza bakıyor. Beyaz martılar geçiyor önünden yan kıvırarak kanatlarını.

Düzensiz dizilmiş, bazısı sıvalı bazısı renkli evler var karşısında. Perdelerinden, iç dünyaları hakkında yorumlar yaptığım evler... Yokuşları sivri sokakları var, hayatların arşınlandığı, hayallerin ayaklar altına alındığı yollar. Buraya hiç yakışmayan tükenmiş insanları var bir de.

Küçük hayalleri ve büyük idealleri bu pencerede ve bu sokaklarda kurdum ben. Bu manzarada... Kaldırım taşları ve asfaltı ara ara yenilenir. Yolları çiğneyen şahsiyetler ise hep aynı…Soğuk ve düşsüz.

Cahit Zarifoğlu’nun meftun olduğu sokakta okudum ilkokulu, hemen yanı başında...Sonra daha aşağılara yol aldım, Beylerbeyi Sarayı bir müze olmuş, ağlıyordu, başını yasladı omzuma. Kimse duymuyordu sahi! Hatırlıyorum, öyle sessiz ve derin. Boğazın serin suları,donuk ve alışmış bakışların acılarına iyi geliyor muydu, hiç bilemedim!.. Üstüne taç iliştirmişler sonradan, sabah ezanında Temmuz, gece ışıklarıyla Jön Türk hissi veren bir taç bu.

Hasret penceresinden bakıyor, tekrar tekrar adımlıyorum bu yolları parmak uçlarımda, öyle hassas. Elimde bir kalem var o zamanlardan kalan. Hayır, yanlış anladınız; Abdülhamit’ten değil, lise yıllarından. Cahit Zarifoğlu’nun yanından geçiyorum usulca. Bir şey söylüyor mu hâlâ, kulak kesiliyorum. Belki bir iki kelime armağan eder nesir satırlarıma.

Heyhat! Herkes sessiz, her şey mi hissiz? Kadınlar yürüyor yılgın sokaklarında, kargalar süzülüyor semalarında. Kafam iki elim arasında, sıyrılmaya çalışıyorum bu talihsiz mekânın meş’um bahtından. Oldukça zor. Derin bir kasvet hâkim bunca renge. Umuda bağladığım ne varsa direniyorum. Kaçmamak ya da uyumamak işten değil, bu kimsenin algılayamadığı hâl-i pür melâlden.

İnsanlar ölü, hayaller ölü, ben yine mütemadiyen ben. Ölüler içinden bir el bakınıyorum, umut olacak mı, tutunacak mı bilmem?..

​​​​​​​​​Şeyda KÖKSAL

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın
G-ME97KGL0CN